Kategoriler
Blog

İlk gün ilk yazı : Mutluluğun resmini çizmek

İlk iş günü gibi heyecanlandım valla. Kendi blogumda bile bu kadar heyecanlanmamıştım yazı yazarken. Her neyse gel gelelim bugünün ilk yazısına. Aslında hakkımda birşeyler karalayabilirdim ama bunun yerine gelen tepkiler sonucunda zaten bir şekilde anlaşılır tanınırız dimi 🙂
Bugün ilk konu olması dolayısıyla kısa ve öz birşeyler karalayım dedim. Bugün internette gezinirken karşıma çıktı:

Nazım Hikmet, Abidin Dino’ya sorar;
“Sen Mutluluğun resmini çizebilir misin? Abidin!!”
Abidin Dino;
“Mutluluğun değil ama, mutsuzluğunkini belki ” der.


Gerçekten de mutluluğun resmini çizebilir miyim dedim. Düşündüm… Çizemedim. Gerçekten de çizilemez mi. Mutluluk çizilemezken mutsuzluk nasıl çizilebilir ki..? Denedim. Aklıma gelen şey “siyah” oldu. Tabi siyah mutsuzluğu temsil etmeyebilir. Bildiğime göre japonyada “siyah” bizdeki “beyaz”la aynı anlamda. Mutluluğu temsil ediyor. Başka bir yerde de şöyle tanımlıyor “Güç ve bireysellik rengi. Tutku, hırs, inat ve muhalefet duygularında etkin”. Ve dahası, Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih edermiş. Ben mutsuzluk derken meğer ne anlamlar taşıyormuş siyah. Demek ki mutluluk da mutsuzluk da kişiye ve hatta ülkeye göre değişebiliyor.
Tabi burada siyahı övmeye uğraşmıyorum sadece bir örnek. Sizde deneyin bakalım mutluluğun resmini çizmeyi. Çizebilen çıkacak mı merak ettim
takmkarışık