Kategoriler
Kültür Sanat

Gerçek sevgi

Koskoca bir bahçede harikulada çiçekler içinde bir papatya. Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana. Bir ümit bekliyormuş.

Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.

Kıskanıyormuş bahçıvanı, Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden. Zambaklardan. Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını. Bir gün, Aşkı öyle büyümüş ki. Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş. Eğilivermiş boynu..Toprağa bakıyormuş artık.

Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş Ayaklarını görüyormuş..Bunada şükür diyormuş. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek. Zaman akıp gidiyormuş. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş. Ne var sanki boynumu kaldırsa Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.

Ve işte bir gün bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış. İncecik bedenini ellerinin arasına almış..Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.

Hala göremiyormuş onu ama bedeni kurtulmuş. Uzun bir müddet sonra, Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye. Gelen giden yokmuş. Kahrından ölecekmiş papatya. Ama işte bir sabah.

Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış. Derin bir oh çekmiş. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.

Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değil miş. Başka birisiymiş. Adamın elinde bir de makas varmış.

Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru. Ne güzel açmışsın sen öyle demiş. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış. Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış. Ve bir hamlede başını gövdesinden ayırmış.

Papatya yere düşerken hatırlamış sevdigini. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış. Bir de o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini. O her seye rağmen, papatyaya emek vermiş. Ona hiç bir zaman güzel oldugunu söylememiş, Ama onu aslında hep sevmiş.

Papatya anlamış artık.

Sevgi, emek istermiş.

Yere düstüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini. Teşekkür etmiş ona içinden. Son yaprağıda kuruduğunda, biliyormuş artık.

Gerçek sevginin,söylemeden, yaşamadan, ve asla kavuşmadan varolabileceğini*