Kategoriler
Ivır zıvır

Malum sınav ÖSS

yerim seni ossBu hafta malum sınava girecek öğrenciler, bu günlerde ders çalışmayı bırakmış durumda. Evet bu gayet iyi. Sakın ha bugünlerde çalışma havalarına girmeyin “konu eksiğim var.” falan diyerekten. Gençler artık televizyonda, internette ÖSS’ ye yönelik motive edici şeyler arıyorlar. Bende onları kırmamak adına son yazılarımı hep malum sınava yönelik yazıyorum.

Malum sınav geldi çattı. Herkes günü geldiğinde sınava girecek, herkes aynı dakikada başlayıp, 3 saat sonunda formunu görevliye teslim edecek. Görüyorsunuz ki rakiplerinizle eşit olarak yarışa başlayacaksınız. Diyebilirsiniz ki; “Dershaneye gitmeyenler de eşit mi başlıyor.” bu sorunun cevabı da kesinlikle evet.

Neyse malum sınav haftasında yapılan birkaç hatadan bahsedeceğim azcık. Mesela malum sınav öncesi gün sakın daha yumuşak yataklarda falan yatmayın, nerede alıştıysanız orada yatın. Uyuyamazsınız başınıza dert olur. Sabah kahvaltısı son haftalarda nasılsa öyle olsun.

Annenizden rica edin, etmezseniz “bir kuş sütü eksikmiş” kıvamında olur. Buda mideyi bozar işin açıkçası. Sınav salonuna girerken, izdiham yaratmayın 🙂 sakin sakin girin. Mümkünse sınava anne ve babanla gitme, ciddi diyorum bak. Daha rahat olursunuz, sınav salonuna bile daha rahat girersiniz. Sonra soruları tak-tuk çözün. Aceleye de getirmeyin…

Sınav puanınızı en az +10 puan artırmak istiyor musunuz? Yanıtı duyar gibiyim 🙂 Bakın bugün televizyonda Kurtlar vadisi var değil mi? Lütfen malum sınava girecekler izlemesin. Yanlış anlamayın sadece o diziyi seyretmesin, televizyonu açık tutalım. Çünkü bugün televizyonda; uykularımı kaçırtacak bir hedef koyan, önyargılarımı yok etmemi sağlayan, büyük düşünmemi sağlayan kısaca muhteşemliğimi keşfetmemi sağlayan Erdal Demirkıran bugün saat 21:10 Ülke TV Sıra dışı programında ÖSS’ye yönelik süper bir konuşma yapacak. Bakın bildiğiniz gibi öyle ciddi ciddi Öss konuşması değil. İnceden… son 2 gün de kalsa bu konuşmanın sizlere an az +10 puan getireceğine eminim…

Yazımı Erdal Demirkıran’ ın Yerim Seni ÖSS adlı kitabından bir hikaye ile bitirmek istiyorum. En sevdiğim hikaye… Süper hikaye… 🙂

erdal demirkiran

Bir zamanlar büyülü bir köşk vardı. Bu köşke kimse giremiyordu. Girenler üst kata çıkamadan korkularından kalp krizi geçirerek daha alt kattayken ya ölüyor ya da bayılıyorlardı. Köşkün girişinde hiçbir problem yoktu; ama merdivenlerden yukarıya doğru tırmanınca daha önce hiç görülmemiş bir şeyin yüce kanatları yansıyordu duvarda “kartal” desen “kartal” değil “kaplan” desen “kaplan” hiç değildi bu… “Uçan timsah” gibi bir şeydi. Sessiz olması çok daha korkunçtu. Öyle garip bir şeydi ki bu sessiz canavar gölgesi bile insanları deli ediyordu. Bu korku günlerce sürdü. En sonunda devrin en güçlü pehlivanına haber saldı kasabanın ileri gelenleri. Pehlivan geldi. Kılıcını kuşandı ve büyülü köşkün büyüsünü paramparça etmek için köşke girdi… Biraz sonra yüzyılın en büyük çığlığıyla dışarı çıktı tabi ki. “İmdat!” diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Olduğu yere çöktü pehlivan. Tam bu esnada bir çocuk sıyrıldı ve eve girdi. “Gel dur Gitme!” bile diyemediler. Pehlivan da diyemedi. Herkes korkuyordu. Pehlivan “Kurtarın… Canavar çocuğu yiyecek!” diye bağırdı; ama çocuk çoktan girmişti bile eve. Usulca peşinden girdiler. Çocuk giriş katta değildi. Ev her zamanki gibi sessizdi; fakat duvara yansıyan o korkunç canavarın kanatlarının gölgesi de yoktu ortalarda. Sessizlik ürkütüyordu. Korka korka çıkıyorlardı merdivenlerden. Ahşap merdivenler üzerinden geçen korkuyu gıcırtıya dönüştürüyordu. Yavaş yavaş çıktılar.

Yukarı çıktıklarında çocuk bir taburede sakince oturuyordu. “Ne yapıyorsun?” dediler çocuğa. “Canavarı öldürdüm!” dedi çocuk elindeki minik sineği göstererek. Sonra anladılar meğer karanlık köşkün açık unutulan lambasının önüne bir sivrisinek dadanmış duvara yansıyan da onun kanatlarıymış.

Üzgünüm! Bazen canavar sandıkların üçüncü sınıf bir lambanın önüne gelmiş dikilmiş topal bir sivrisinekten ibaret olabiliyor. Bazen bu sivrisinekler çok özel de olabiliyor. Ve insan daha doğar doğmaz bu özel sivrisineğin etkisine girip yıllarca çıkamayabilir. Ve yıllar akıp gittikçe insan bu sivrisinekle beraber aynı beşikte aynı mahallede aynı okulda büyütülüyor. Hiç kimse fark edemiyor büyüdükçe korkusu da artıyor. Üstelik bu özel sivrisinek özel insanlar tarafından her geçen gün daha da ihtimamlı bir şekilde beslenerek büyütülüyor. Neyse fazla uzatmaya gerek yok! Bu kitap birilerinin “Aman haa!” diyerek dayattığı gözü gibi bakarak besleyip büyüttüğü bu özel sivrisinekle nasıl başa çıkılacağını anlatıyor. Bundan sonraki bölümde bu özel sivrisinekten kısaca “ÖSS” diye bahsedeceğim.

Uyarı: Şimdi ÖSS nasıl gelmiş nerden gelmiş ne kadar akıl ürünü bir uygulama? Sırasıyla bu soruların cevaplarını vereceğim; çünkü biliyorum sen orada durduğun gibi durmayacaksın. Yarın bir gün dönüp sen geleceksin şimdikilerin yerine. “Ne iş yapıyorsun?” diye soracaklar. “Etkiliyim yetkiliyim…” deyip unvanının arkasına saklanmamalı ve şimdiki sinek besicileri gibi davranmamalısın. Gerekeni yapmalısın sadece gerekeni…