Kategoriler
Kültür Sanat

Zeitgeist: Tanrının ne olduğunu bilmiyorum ama ne olmadığını biliyorum

Zeitgeist belgeselin buradan indirebilirsiniz veya aşağıdaki playerlardan izleyebilirsiniz. Aşağıdaki video oynatıcıdaki alt yazılıdır diğer bağlantıya tıkladığınızda orijinal ve alt yazısız olarak indirebilirsiniz.

Belgeselin başında söylenen: “Tanrının ne olduğunu bilmiyorum ama ne olmadığını biliyorum” sözüyle 1. bölümde anlatılanların daha iyi anlaşılması açısından önemli cümlelerden biridir. Kimisine genel anlamda dinsizliği tavsiye ediyor izlenimi uyandırıyor bu bölüm.

1. Film – ZEİTGEİST ADDENDUM TÜRKÇE DUBLAJ – 2007

ZEİTGEİST ADDENDUM TÜRKÇE DUBLAJ – 2007

2. Film – Zeitgeist Addendum Türkçe Dublaj (Stüdyo Seslendirme) – 2008

Zeitgeist Addendum Türkçe Dublaj (Stüdyo Seslendirme) – 2008

3. Film – Zeitgeist III Moving Forward – 2011

Zeitgeist III Moving Forward- Yol almak (Türkçe Dublaj- Stüdyo Seslendirme) – 2011

Belgeselin özeti Ekşisözlük’de şöyle yazılmış;
Peter Joseph tarafından yazılıp yönetilen 2007 yapımı belgesel. Üç bolümden oluşan bu belgeselin birinci bölümü Hristiyanlığın ne olduğu ile ilgili. Hıristiyanlığın diğer dinlerle olan ilişkisini, din ve astrolojinin ortak noktalarını bize gösteriyor. İsa’nın güneş olarak görüldüğü ve o ünlü tablosu son yemekteki on iki havarinin de on iki ayı, yani on iki burcu tasvir ettiği öne sürülüyor. On emir ile ilgili de bilgiler veriliyor.
Bu bölümde geçen en etkileyici sözlerden biri 19. yüzyıl sonlarında yasamış Amerikan politikacı Robert G. Ingersoll tarafından söylenmiş. “Religion can never reform mankind because religion is slavery.

Belgeselin ikinci bölümü 11 eylül saldırıları ile ilgili. Şimdiye kadar zaten yüzlerce kez gördüklerimiz ve duyduklarımız dışında yeni bilgiler de veriyor bize. 11 eylül sabahında Pakistan yetkilileri ile yapılan kahvaltı, George W. Bush ve baba Bush’un bin Laden ve ailesi ile olan ilişkileri gözler önüne seriliyor. Ayrıca yıkılan World Trade Center’in 7. binasının nasıl düzenli, planlı bir yıkıldığını dinamit patlatılarak yıkılan diğer binalar ile karşılaştırarak gösteriyor bize. Ayrıca kulelere uçak çarptıktan sonra neden alt katlarda yangın çıktığı, neden daha yıkılmadan önce ara katlarda patlamalar olduğunu soruyor. Ayrıca enkazlar da binanın bazı metal kolonlarının düzgün bir şekilde kesilmiş gibi olduklarını göstererek yıkılan bir binanın nasıl böyle düzgün bir kesik şeklinde metal kolonları olabileceğini soruyor. o günle ilgili çok fazla şey konuşuldu. Hatta birçok sahte kayıtlar da bize gösterildi fakat bir de şöyle bir bant kaydı dinletiliyor. Ulusal havacılık birliğinden bir yetkili dört uçağın rotalarından çıkarak New York’a doğru gittiklerini ihbar ediyor ve helikopter ya da jet ile takip edilmelerini istiyor. Karşı taraftaki kişi ise bunun gerçek mi yoksa sadece bir tatbikat mı diye sorması böyle durumlara karşı zaten hazırlıklı olduklarını gösteriyor ama yetkililer hiç böyle bir saldırıyı beklemediklerini söylüyorlardı.

Üçüncü bolum ise Amerikan politikası, ordusu ve ekonomisinde söz sahibi olanların asil yüzlerini ortaya çıkartıyor. birinci dünya savaşı, ikinci dünya savaşı, Vietnam savaşı ve son olarak Afganistan ve Irak’a karşı yapılan savaşlardan önce Amerikan bankalarındaki kötüye gidiş hepsinden ayni şekilde olduğu ortaya konuyor ve bankaların savası bir kurtuluş yolu olarak gördüklerini belirtiyor. ll. dünya savaşı sırasında Texas’lı dede Bush’un hitler Almanya’sına uçak yakıtı sattığını soyluyor. 11 eylül saldırılarından sonra Bush’un yaptığı bir konuşmanın hitlerin ustun irk ile ilgili yaptığı bir konuşmasına çok benzediği, hemen hemen ayni kelimeleri kullandığı iki tarafı da dinleterek gösteriliyor. Abd’nin kıta da olan etkisini daha da arttırmak için kanada ve Meksika ile yaptığı ticari bir anlaşma olan nafta dururken bir de 2005 yılında North American Union kuruldu. Bu konu nedense fazla göz önünde tutulmamış, fazla bahsedilmemiş. Hatta şu vakte kadar 3 yıl geçmiş ve sözlükte başlık bile açılmamış.

Son olarak gelecekteki hedeflerden birinin Venezüella olduğundan bahsediliyor. Belki daha önce hazırlanan belgeseller gibi kışkırtıcı, gösterilenlerin düzmece olduğunu, komplo teorileri ile donatılmış olduğunu düşünebilirsiniz ama seyretmeye değer iki saat süren bir belgeseldir.