Erkekten bozma kadınlar, kadından bozma erkekler, her ikisinin arasında kalanlar, alabildiğine egemen erkekler, olabildiğine muhalif kadınlar. Bana dünyayı birkaç başlık altında topla bakalım deselerdi, bu cümleyi kurardım.
Yaşadığımız hayatın genelini düşündüğümüzde her şeyden önce, “zevk” geliyor nedense. Bunu kendime çok sordum, bir süre bunaldım, saçmaladığımı düşündüm. En küçüğümüzden, en yaşlımıza, en zenginimizden, en fakirimize, bu cümleyi kategorik olarak çoğaltabiliriz, bunun peşindeyiz.
Kısa süreli hedeflerimizin yanında bir salata zevk zannımca, her yoruluşumuzda yediğimiz. Bunu da üçe ayırmak lazım. Birey olarak alınan zevk, ki – genelde kişisel adımlar, başarılarla vb. veya diğer şeylerle alakalı – karşılıklı alınan zevk, topluluk olarak alınan zevk.
Birey ve topluluk olarak zevklerin en kötüleri gazetelerin 3. sayfalarına yansıyor. Ya karşılıklı alınan zevk? Bilinemeyenlerin, yanlışların oldukça fazla olduğu bir toplumda şu karşılıklı alınan zevki nerede konumlandıracağız.
Hani insan olmanın bir onuru var ya (laf ola beri gele) bunu nasıl daimi kılacağız. Karşılıklı zevkleri mümkün olabilir,makul ve gerçekte zevk alınabilir hale getirerek bence.
Ehliyeti olmayanların, zevk uğruna mide bulandırıcı kazalar yapmaya başladıklarını duyardım da, ilk defa şahit oldum, bir hayrola insanoğlu dedim kendi kendime,salatanın tuzunun, yağının, nar ekşisinin ve sirkesinin dozunu iyice kaçırdık, el insaf: Edep Yahu!
Bir süre yazı girişi yapamayabilirim.
Hoşçakalın.