Bu aralar ölmek istiyorum yafrim son defa göreyim seni ne olur…
Uyandığımda gözlerimi açmak istemiyorum.. “Biraz daha” Uyku çok tatlı değil.. Ama hayat çok acı. Kabuk bağlayan yaralarımı periyodik olarak soyuyor hayat kan akmasına aldırmadan. Kanamam zevk veriyor bir çok insana.. Hayatta insanı ölüme iten sayılı şey vardır.. Listenin ilk iki numarası, anlaşılamamak ve yanlış anlaşılmak.. İkisi arasında bir yerde boğuluyorum evet.. Uyanmamalıyım ben..
Bazen her şey haddinden fazla kötü gider… Hapishane… Parmaklıklar şekil değiştirmiş sanki… Gardiyan eve ekmek getiriyor.. Ekmek arası dayak…
Bazen her şey haddinden fazla kötü gider… Yalnızlığımı fazla dağıttım bu gün… Toplamayacağım…
Hayır baba… Sana inat, yaşamaya devam etmeliyim belki de.. Ama artık, yaşamayacağım da… İntihar faydasız.. Tecrübeyle sabittir…
Ama bundan sonra susacağım herkese.. Belki sessizliğim duyulur… Kim bilir…
Bazen her şey haddinden fazla kötü gider… Bazen hakim kendisi için kırar kalemi…
Ölüm bana sırıtarak gel, Ölümü öp n’olur, Yüzünde, o tanıdık riyakarlık, Çünkü nice dost dediklerim, Sarılıp öptüklerim, Suratlarında aynı eda, Ve sahtekarlık, Elbette haksın, haktan gelirsin, Kimi gördük ki, dünyaya, Kazık kakmış da kalmış, Heykelin bile dikilse, Sen öldükten sonra, Bakarsın tepene kuşlar kakalmış, Cahar atıp şeş oynasam, Gene yenersin beni, Ölüm bana gülerek gel, Ölümü öp n’olur, Sırtımdan vurdurma beni, Alnıma sık kurşunu, Karşıma geç, yüzüme bak ve, Öttür baykuşunu.. Beni sordun mu ölüm, İkiz kardeşin doğuma, Bağlayan ne çözen ne, Bu hayat denen düğümü, Kimi havyar yerken, Kimi soğan cücüğünü, Üç beş arşın beze sarar.