şimdi ben neyim biliyor musun? yorgun kanatlarında halaya durmuş ilkbahar sabahı…
Etiket: edebiyat
İntihar vakti
Yok yanımda belki başka kollarda, sevdanın kutsalı çok uzaklarda, kalbimin sahibi yoksa yanımda, atmasın dursun isterim ama ne fayda, çekeme ben bu çileyi çıkmam sabaha. ayrılıktır yüküm benim kaldıramam ki, dile benden canım iste vermem mi sanki, kardan beyaz dağdan büyük bir sevdam var ki, dönmeyeceksen geriye intihar vakti. Berna Tuzak* – 06-01-2007
Ben seni görmeden sevdim
Bu şiire bayıldım kim yazmış bilmiyorum benim okuduğum yerde yazmıyordu. ben seni görmeden sevdim ahlakına hayran ruhuna sevdalıyım. aradaki mesafelerin ne önemi varki? kalpten kalbe köprü kurulmuş bir kere. aşkı iki öpücükten ibaret sayanlara inat ben seni görmeden sevdim. hani aynı evin içinde olupta aralarına kalın duvarlar örenler hatta yanyana olupta aralarına kilometreler yerleştirenler varya […]
Ömer Hayyam Rubaileri
Ölüm Yaşamanın sırlarını bileydin Ölümün sırlarını da çözerdin; Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok: Yarın, akılsız, neyi bileceksin? Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim’el Hayyam veya Ömer Hayyam (18 Mayıs 1048 – 4 Aralık 1131) İranlı şâir, filozof, matematikçi ve astronom.
İstanbul ağrısı
Atilla İlhan’ın kendi sesinden dinlemek için https://www.youtube.com/watch?v=v3D1VmrUIgQ “kanatları parça parça bu ağustos geceleri yıldızlar kaynarken şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen sen eğer yine istanbul’san yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
Asi bir küheylan
Yusuf Hayaloğlu’nun şiirlerine bayılırım, öyle bir dile getirir o şiirleri inanamazsınız o şiiri çok içlerinizde hissedersiniz, içinize işler. Bu gece bir arkadaşımın bigisayarının arızasını giderirken hardiskinin içinde buldum bu mp3 ü, tam 3bin kadar mp3 ün içinde buna denk gelmiş benim winamp kısmet işte gecenin bir vakti. Dinleyin, sonra gidip adamın albümünü alın.
Sessiz
Ne zaman sevdimse ben
Ben ne zaman sevdimse, kuzeyden vurdu sözlerimi ayaz. Tutuldum cümlelerimden. Kalemimde inceden bir ağrı. Kağıtlar takatsiz, zarfların ağzı yumuk. İsminin yerine koyduğum zamirler, müsteara bile dönüşememişken yenildim mecaza. Ay dedimse sen, ceylan dedimse gözlerinin karası. Deniz dediysem ayrılığın tam ortası. Yetmezmiş gibi üstüme geldi hatasız teşbihler. ‘Sen gibi…’ oldu her şey. Nefes almak gibi oldu […]
Kirli yüzlü melekler
sayende sayebân olduk istanbul şehri sayende sebil olduk, aç kaldık, sefil olduk yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi saplanıp hançer misâli bir hilâl sokaklar serseri biz serseri yüksekkaldırım da bir cezayir şarkısını dile getirdi plâklar cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir sinemalar neredeyse boşalacaklar
Anlasana
Ağaçların baharda yapraklanmasını anlasana insana ölümün geldiği andaki halini. Güneş artık esrarengiz batmıyor yıldızlar o kadar parlak değiller ne seven belli ne sevmeyen anlamıyorum insanları anlasana. Hayat bir su gibi akıp geçer, ömrün uğraşmaklı yollarında anlayamassın zamanı, saatler yokmuş gibi dünya bomboş bir mesken misali bir gün uyanacaksın anlarsınki uykudasın. Yaprakların sararıp döküldüğü gibi sen […]