’neredesin sen’ diyen sesiyle başladı her şey. Sanki yıllar geçmemişçesine, sanki buluşmamız gereken saate geç kalmışım gibi ’’neredesin sen’ diyen bir ses. Ben anlatıyorum, o ağlıyor; o soruyor ben ağlayarak anlatıyorum. Kötüleşiyor sesi, hıçkırıklarının arasında boğuluyor sanki. Kapatıyorum telefonu. Yıllar önce kaybetmenin verdiği acı, şimdi kavuşmanın verdiği mutluluk birbirine karışıyor. Sonra bir dağ kasabasına kaçıyoruz […]
Etiket: aşk meşk
Sevgililer gününüz mübarek olsun
Bir şey yazmaya gerek yok, saçmalık. Romalılardan bu yana gelmiş, biz ise 80’li yıllarda Beyoğlu dükkanlarda daha fazla satış olsun amacıyla Hıncal baba sayesinde haberdar olmuşuz. Kutlu olsun, amin.
Özledim seni meleğim
Fotoğraf çektirmeyi sevmedim hiç, anılarda kalmaktan, anılarda kalmandan, bakıp bakıp göz yaşı dökmekten, dökmenden korktum. Her an yanında olduğumdan mıdır ne, hayatın bir gün bizi ayrı kalmaya zorlayacağını düşünemedim hiç. Şimdi keşke geçirdiğimiz her anı resmetseydim diyorum kendi kendime. Yüreğim seni her an her saniye yaşatıyor da, gözlerim yüzüne hasret, her gün göz yaşı döküyor.
Yürekten yüreğe mektup 2
Kadersizim. Nasıl yanıyor yüreğin; görüyorum. Günden güne nasıl eridiğini, nasıl tükendiğini gören gözlerim kör olsa keşke, görmese bir sevda uğruna heba oluşunu. Daha çok gençsin, bu kadar acı omuzlarını çok erken çökertti senin. Hayallerinin yerini kara bulutlar aldı. Gözlerin ışıldamıyor artık, aynaya bakınca sen de fark ediyorsundur.
Yürekten yüreğe mektup
Yaralım. İyi haberlerini beklerken yine canının yandığını görmek çok acı. Seni izliyordum iki gündür, çocuksu heyecanını, sevdanın verdiği ağırlığı, beklemenin verdiği hüznü okuyordum gözlerinden. Yüreğinin nasıl ağırlaştığını hissettim, keşke dedim keşke ağlayabilse hıçkırarak ama yapamadın biliyorum.
Photo by °€ l i f° Benim için, benden ötürü Derin kara gözlerinden akan Ve narin tenine sığınan Bir damla gözyaşı olmak, Yüreğimden parçalar koparcasına Bedeninin sıcaklığıyla buharlaşarak -Tuz kadar ekşi ve şeker kadar tatlı- İncecik dudaklarında son bulmak…
”Beyaz atlı prens asla gelmeyecek” Yazımla hemcinslerimi biraz taşa tuttum şimdi sıra beyleri eleştirmekte.Genelleme yapmaktan asla hoşlanmam, bir konuda fikrimi söylerken hep istisnaların olduğunu kabul ederim. Azda olsa biz bayanlar bazen bir prensle karşılaşıyoruz. Evet bu hayatta çok romantik erkeklerde yaşıyor, bu azınlıkla karşılaşan bayanlar tabiî ki çok şanslı 🙂
Kuru bir yaprak
Her zamnki gibi dün geç bir saatte işimden evime gitmek için yola koyuldum. Olabildiğince güzel bir günün aksine kendimi çok yorgun ve düşünceli hissediyordum, ama düşüncelerimi kestiremiyordum. Kafamı kurcalayan bir şeyler vardı fakat tam olarak odaklanamıyordum.
Leyla ile Şirin
Leyla, Mecnu’nun, Şirin ise Ferhat’ın aşkıdır, ikisi de birer efsanedir ve benzer diğer tüm efsanelerde olduğu gibi erkek dağları delip tüm zorlukları çekerken Leyla ile Şirin o sıra ne yapmaktadır pek bilinmez.
Beyaz atlı prens asla gelmeyecek
Ey yurdumun beklentisi çok olan kadınları; size sesleniyorum, beklediğiniz bin bir meziyete sahip beyaz atlı prensleriniz asla gelmeyecek, haberiniz olsun. İstisnalar vardır elbet ama bakıyorum da biz kadınlar hayatımıza girecek erkeklerden çok şey bekliyoruz. Neyse ki ben beklentisi çok az olan azınlıklar içinde yer alıyorum. Ama bu yazıyı beni fikirleriyle çıldırtan kadınlar yüzünden yazıyorum.